Freud ve Düşlerin Yorumu

Meraklı gözler yok. Ayıplayan, yadırgayan bakışlar yok. Yaptıklarınızı hiç kimse görmüyor, duymuyor ve  bilmiyor. Hatta kendiniz bile yaptıklarınızın tam olarak farkına varamıyorsunuz; burada ne vicdan azabı, ne de kendini yargılamak var. Derinlerinizde yatan karanlık arzuların kendilerini açığa çıkarmaları için tüm koşullar sağlanmış durumda. Artık bambaşka bir insansınız. Neler yaparsınız hayal edin desem nafile, pek çoğu hayal etmesi bile yasak şeyler.

Kendinizi tanıdığınızı düşünüyorsanız muhtemelen daha fazla düşünmeye ihtiyacınız var demektir. Bu tablo öyle gibi görünse de bilimkurgu fantezi evreni veya Black Mirror bölümü değil. Kabaca rüyalar alemi ve bu tür şeyleri sık sık yapıyoruz. En azından Freud böyle düşünmüştü.

Freud hemen her zamanki gibi bardağa boş tarafından bakmış olsa da rüya yorumunu yeni bir boyuta taşıdığı gerçeği pek su götürmez. Artısına eksisine daha sonra bakmak üzere öncelikle Freud’un bu konuda neler söylediğine bir göz atalım.

İlk önce rüyaların nasıl işlev gösterdiğine bakacağız; daha sonra rüya işleyişindeki mekanizmaları ve rüya sembolizmini ele alacağız.

Freud’da Rüyanın İşlevi

Rüya işleyişini anlayabilmek için psikanalizin bazı temel yapılarını ve varsayımlarını anlamamız gerekiyor. Konuya yabancı olanlar için anahtar noktalara kısaca değinelim.

İd: İd’in tek işlevi enerji (gerilim ve tansiyon)hemen deşarj edilmesidir. Bu mümkün olmadığında gerilim miktarını mümkün olduğunca aşağı çekmek ve olabildiğince durağan tutmaktır. İd bu şekilde refleksif olarak haz prensibine hizmet etmektedir. Akıllı olmaktan oldukça uzak olan id bir tür reflex aygıtı olarak işlev görmektedir.

Tüm gerilimler refleks hareketleriyle giderilebilseydi psikolojik gelişim olmayacaktı. Yine aynı şekilde tüm gerilimler hemen ebeveyn tarafından karşılansaydı da psikolojik gelişim yine olmayacaktı.

 

Birincil ve İkincil Süreçler: Algılama bir nesnenin zihinsel temsili iken hafıza imgesi ise algılamanın zihinsel bir temsilidir. Gerilimi azaltmaya yarayan bir nesnenin hafıza imgesini üretmeye yarayan sürece birincil süreç adı verilir.Birincil süreç ile gerilim deşarj edilmeye çalışılır. İd için hafıza imgesi ve algılama aynı şeydir. İd bu konuda ayrım yapamaz.

Rüyalar birincil sürece örnektir ve rüyalar gerilimi azaltmaya yöneliktir. Bu sayede bir yandan arzu tatminine hizmet ederken aynı zamanda uykununun devamlılığını sağlarlar.

Birincil süreç gerilimi tek başına gideremediği için ikincil süreç oluşmuştur. Ben’in (egonun) alanına giren ikincil süreç şimdilik konumuzun dışında kalıyor.

Rüyada Sansür

Başlangıçta da işaret ettiğimiz gibi rüyalar bastırılmış bilinçdışı arzuların kendini açığa çıkardığı  ruhsal süreçler. Bastırılmış arzular kendilerini açığa çıkarabiliyor ve tatmin arayabiliyorlar çünkü kabul edilemeyen arzu ve düşünceleri bilinçten uzaklaştıran sansür süreci uyanıkken bu düşüncelerin bilince ulaşmasına izin vermezken uyku esnasında sansür gevşiyor. Evet sansür gevşiyor ancak tamamen ortadan kalkmıyor. Bu yüzden de arzular doğrudan ve açık olarak değil dolaylı, sembolik ve örtük olarak doyuma ulaşıyorlar. İroniktir ki kişinin kendi arzularının farkında olmak dahi onu ürkütecektir. Rüyada bu olsaydı, kişi endişeye kapılacak, ürkecek ve muhtemelen uyancak böylece rüya kesintiye uğrayacaktı. Ancak Freud

“Düş; uykunun bozguncusu değil, bekçisidir,”

demişti. Yani Freud’a göre rüyanın önemli bir işlevi uykunun devamlılığını sağlamaktı.

Rüya işleyişinde yer alan mekanizmalar bu süreçin çift yönlü olarak işleyişini sağlar. Rüyayı yorumlamak rüya içeriğini oluşturan rüya fonksiyonunu tersini alıyoruz.

 

Rüyanın Gizil ve Açık İçeriği

Rüyada sansür tamamen ortadan kalkmıyor dedik. Rüya mekanizmaları rüyaların kişiyi rahatsız etmeden, ürkütmeden işlemesini ve bir yandan da arzuları tatmin etmesini sağlıyordu. Elbette bu durum doğal bir sonucu var: rüyada gerçekte yaşanan ile görülen arasında bir ikilik söz konusu.  Rüyanın görünürdeki ve genellikle anlamsız duran şekline rüyanın açık içeriği derken açık içerik tarafından perdelenmiş olan rüyanın ‘gerçek’ içeriğine ise rüyanın gizil içeriği diyoruz. Rüyanın gizil içeriği ile açık içerik bir birine sıkı sıkıya bağlıdır; gizil içeriğe rüyanın açık içeriğinden yola çıkılarak, rüya görenin çağrışımları izlenilerek ulaşılır. Freudyen rüya analizinde, rüyanın açık içeriğinden yola çıkılarak rüyanın gizil içeriğine ulaşmamaya çalışıyoruz.

Rüya Sürecinde Rol Oynayan Mekanizmalar

Yoğunlaştırma: Rüyanın bir öğesinin tek bir karşılığı, yorumu olmak zorunda değildir. Aksine çoğunlukla rüyanın bir öğesi birden fazla çağrışım zinciri içerisinde yer alarak birden fazla anlam, imge, düşünce vs.yi temsil eder. Bir çok anlamın rüyada tek bir öğeye yüklenmesine yoğunlaştırma diyoruz.

Yer Değiştirme: Rüya sürecinde sansürün tamamen ortadan kalkmadığını daha önce söylemiştik. Rüyanın asıl içeriğinin ya da başka deyişle önemli öğelerinin yerine rüya merkezine görece önemsiz farklı öğelerin, olayların yerleştirilmesine yer değiştirme diyoruz. Böylece arzu doyumuna hizmet eden asıl içerik rüyanın dikkat odağı olan merkezinden uzaklaştırılarak sansür bariyerlerden daha kolay geçebiliyor.

Şekillendirme: Rüya ağırlık olarak görsel içerikli bir sembol sistemidir. Düşünceler, arzular vs. büyük çoğunlukla görsel imgelere dönüştürülerek rüya içerisinde temsil edilir. Rüya içeriklerinin görsel imgelere dönüştürülmesi işlevine şekillendirme diyoruz.

İkincil İşleme: Düş içeriğinin anlaşılabilir ve kendi içerisinde tutarlı bir halde senaryolaştırılmasına ikincil işleme diyoruz. İkincil işleme, rüya sürecinde de içeriği belli ölçüde organize ederek kısmen anlamlı görünen bir akış sağlar. Ancak rüya içeriği yine de oldukça dağınık bir yapıdadır. Rüyayı hatırlamaya çalışırken ve onu anlatırken ikincil işleme daha da aktif bir şekilde rol oynamaya devam eder. Yani rüyayı hatırlama sürecinde onu organize etmeye ve senaryolaştırmaya devam ederiz. Bu süreç rüyayı aslından bir miktar saptırsa da bu sapma da rüya yorumu açısından anlamlıdır çünkü düşün gerçek yapısı çoğunlukla ancak bu süreç sonrasında anlaşılabilir hale gelir.

Dramatizasyon:

Psikanalitik Rüya Sembolizmi

Psikanalitik anlamda sembolizmden ve bilhassa rüya sembolizminden bahsederken bilinçdışı id içerikleri ile bilinçli bir takım söz veya nesne imgesi arasındaki bağlantıya vurgu yapıyoruz. Bu bağlantılar ses, şekil, görüntü benzerliğinden kaynaklanan çoğu insan için ortak bağlantılar olabileceği gibi kişinin kişisel geçmiş öyküsünde bir vesile ile oluşturduğu bağlantılar da olabilir. Bazı sembollerin kişisel bazılarının kültürel bazılarınınsa hemen hemen evrensel olduğu söylenebilir.

Rüyalarda sıkça görülen yaygın evrensel sembollere bazı örnekler:

Bu yazıdaki içerik ilginizi çekmişse daha fazla içeriğe ulaşmak ve yeni içeriklerden haberdar olmak için mesleki İnstagram hesabımı takip edebilirsiniz.

Yorum Bırak:

Mail adresiniz yayınlanmayacak.

Sliding Sidebar

PSK ÇAĞRI GÜNEŞ

Psk Çağrı

Merhaba.
Ben Psikolog Çağrı Güneş.
...

Randevu Talebi

Mayıs 2021
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
262728293012
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31123456

Takipte Kalın

Önemli Kısayollar