AŞK; onsuz hayat anlamsız mı?

Aşk ve Hayatın Anlamı

Aşkın eski çağlara ait olduğunu bugünün dünyasının bireyci, seküler düşünce yapısında ve insanın kendine odaklı yaşam tarzında aşkın olsa olsa çok küçük bir yeri olabileceğini düşünebilirsiniz. Ancak araştırmalar açık şekilde bunun aksini gösteriyor.

Romantik aşk çağımızın bir icadı olmasa da popülerliğini çağımızın kültürüne, düşünme yapısına borçlu görünüyor. Sosyal psikologlar yaptıkları araştırmalar doğrultusunda bugün de aşkın bireyci kültürlerde ortaklaşacı kültürlere göre öneminin daha fazla olduğunu söylüyorlar. Git gide daha bireyselci olma yolunda ilerleyen ortaklaşacı kültürlerde de aşkın giderek daha önemli hale geldiğini görüyoruz. Hızla değişen dünya da hayatımızdan çok şey çıkarıyoruz ve görünüşe göre çıkardıklarımızın yerine yeni şeyler koymakta da oldukça zorlanıyoruz.
Kimi düşünürlere göre bireyci toplumda aidiyetsizlik ve anlamsızlık duygularıyla baş edebilmek için en çok yöneldiğimiz şeylerin  başını aşk çekmektedir. Otto Rank da insanların, daha önce dinden ne bekliyorlarsa bugün aşktan onu yani yaşamlarına bir amaç ve anlam katmasını beklediklerini söylemiştir. Gerçekten de aşkın bugün, bu kadar yüceltilmesinde dinin artık yaşantımızdan git gide çekilmesi ve yaşantımızdaki etkisinin azalması, tek sorumlu olmasa da büyük bir önem taşıyor olabilir. Artık insanlar hayatın anlamını ve amacını dini inançları ile açıklamayı büyük ölçüde bırakmış durumdalar. Ancak ölümle karşı karşıya olan bu insanların hayatın anlamlı olduğuna inanmaya, hayatı anlamlı kılacak bir şeylere ihtiyaçları var. Bugün dinden boşalan bu sahayı doldurmaya çok sayıda adaydan birisi de aşk. Aşk pek çokları için elimizde kalan tutunmaya çalıştığımız son bir mucize gibi. Belki de bu yüzden bazen onun açıklanabilir olmasından çok açıklanamaz, gizemli, bilinmez kozmik bir değeri olmasını istiyoruz. Onu kurcalarsak, anlarsak bozulup büyüsü kaçabilir, sıradanlaşabilir. Aşkın zamanı, yasakları, kuralları aşmasını; bizi de aşan bu yüce aşka dahil olup onun içinde yitmek; onunla anlam bulmak istiyoruz. Pek çok kişi içten içe aşkı bulamadığı taktirde hayatın anlamsız olduğuna inanıyor. Aşk yeni bir din gibi yükseliyor.

Biz istemeye istiyoruz da peki aşk bize bunları veriyor mu? 

Bazılarımız hayatı boyunca aradığını hissettiği ancak ne aradığını bile bilmediği şeylerin tamamını aşkta bulacağını düşünmesine karşın, aşkı bulduğunda da yine çok şeyin eksik olduğunu hisseder. ‘Neyse ki’ aradığı şeyler gibi aşkın da ne olduğunu bilmediğinden, bulduğunun gerçek aşk olmadığına ikna olarak, arzuladığı aşkı aramak için yolculuğuna kaldığı yerden devam edebilir. Yani yaptığımız kaybolmanın ve sınırlı zamana sahip olmanın telaşıyla sağa sola koşuşturmaktan ibaret gibi görünüyor. Sıklıkla neyi aradığımızı bilmiyoruz ve dolayısıyla romantik aşk da bize bunu veremiyor. Ben ne istediğime bile karar vermeyeyim (kendim karar verirsem istememem gereken şeyler isteyebilirim) ama aşk ya da hayat istemem gereken şeyleri bana versin diyerekten çıkılan bir arayışın başarıya ulaşmasını beklemenin ise biraz aşırıya kaçan bir iyimserlik olduğunu itiraf etmemiz gerek. Anlaşılan aradığımızı bulmak için öncelikle ne aradığımızı bilmemiz gerekiyor.
Hayatın herkes için geçerli tek bir anlamı olmadığı için aşksız hayat anlamsız hayat demek değildir. Üstelik sıklıkla hayatın anlamını coğrafi bir keşif bekler gibi bekliyoruz: “Neredeyse, neyse biri bulsun artık da biz de yararlanalım.” Oysa hayatın kendinden bir anlamı yoktur ve dolayısıyla aramakla bulunamaz. Ama bu da onu anlamlı kılma motivasyonunun kaynağı olması yönüyle de bir anlam taşır. Anlam bir atıftır. Sonuçta, hayat bize anlam vermez, biz hayata anlam veririz. Dolayısıyla hayatın amacı ve anlamı herkes için aynı da değildir. İşin doğrusu zaten aşkın da kendi başına bir anlamı yoktur. Ona türlü türlü anlamı yine biz yükleriz. Bu nedenle aşkın anlamı da herkes için aynı değildir. Bunlardan çıkaracağımız sonuç romantik aşk hayatın anlamıysa siz öyle olmasına karar verdiğiniz içindir. Dolayısıyla romantik aşk genel geçer olarak hayatın anlamı değildir ve bunu bulamayan için hayat anlamsız da değildir, diyebiliriz. Buradan da pekala aşkın olmazsa olmaz olmadığı sonucuna varabiliriz.

Yorum Bırak:

Mail adresiniz yayınlanmayacak.

Sliding Sidebar