AŞKIN PSİKOLOJİSİ

Kütleyi Çeken Kütle

Aşkın ve Sevginin psikolojisine dair..

Erich Fromm “Sorulmaya değer tüm soruların cevabı sevgidir,” demiştir. Fromm’un kastettiği sadece kadın-erkek romantik ilişkileri bağlamında sevgi olmasa da bu söylemin kavramsal olarak yine de oldukça romantik olduğuna şüphe yok. Fromm’un bazı konularda bir miktar politik olduğu ve ideal olanın peşinden gittiği söylenebilir, yine de kesin bir kanıya varmadan önce Sağlıklı Toplum ve Sevme Sanatı başta olmak üzere eserlerine şans verirseniz muhtemelen sizi belli ölçüde ikna edecektir.

Buradaki yazılarsa kimseyi her hangi bir görüşe ikna etme amacı taşımıyor. Bu dizi boyunca ağırlıklı olarak romantik bağlamda sevginin, aşkın doğasını anlama gayretinde olacağız ki bunun da esasen pek çoğumuzun istediği bir şey olduğunu da zannetmem. Çünkü onu tanımladığımız, anladığımız anda büyüsü bozulup sıradanlaşacak ve böylece olması gereken her şey olabilme yeteceğini yitirecek. O, tutunduğumuz son meşru ve küresel mucizemiz gibi. Detaylarında tam olarak anlaşamasak da ve bu bizi farklı mezheplere bölse de aşk, bügünlerde muhtemelen yeryüzünün en büyük inanç sistemidir. Pek tabi olarak büyük çoğunluk hayatımıza bir nebze anlam katmasını umduğumuz bu inancı sorgulayarak onun temellerini sarsmak istemiyor. Aşkı sorgulamak bir zamanlar dini sorgulamakta olduğu gibi tabuya dönüşüyor.

Katı bir bilimsellik ve ciddiyet kisvesi altında sevginin yararlılığı, insan bedeni ve ruhu üzerinde iyileştirici bir gücü olduğu gerçeği üzerinde tartışmalara lüzum görmüyor, aksine motivasyonumuzu sevme eylemini az çok hakkıyla yapabilme ihtiyacından alıyoruz.
Bu yazıların çıkış noktasına ve perspektifine psikanalizin önemli isimlerinden Sandor Ferenczi şu sözüyle çok daha iyi işaret etmekte:

“İnsanlar birbirlerini sevmek istiyorlar fakat bunu nasıl başaracaklarını bilmiyorlar.”

Sandor Ferenczi

Netice olarak içimizde bizi bir birimizi sevmeye, bir birimize yakınlaşmaya iten bir şeylerin varlığına şüphe yok ve bu sadece çağımızın ürünü olan yalnız, savunmasız ve kırılgan bugünün insanı için geçerli de değil. Neden ya da nasıl? Buna verecek net bir cevabımız yok. Bazılarını daha sonra detaylı olarak ele alacağımız popüler bazı cevaplarsa şöyle:

  • Aslında sadece sevişmek istiyoruz ama izin vermiyorlar. Başlangıç olarak şifreli şekilde mesajlaşıyoruz. Olaya biraz da sevgi katınca daha az ayıp oluyor.
  • Bizi üremeye zorlayan hormonlarımızın sinsi bir tuzağı.
  • Çünkü bizi severlerse bizi beslerler ve korurlar, üzülür acı çekersek dayanamazlar. Bunun için de bizim onları sevmemiz gerekiyor.
  • Genlerimiz kendilerini geleceğe aktarmak için bizi kandırıyor. İnsanları onlarla aynı genleri paylaştığımız oranda seviyor ve koruyoruz.
  • Onun ne zaman ve nerede ne olması gerekiyorsa o olduğunu ve çok kurcalamamak gerektiğini söyleyen, sıklıkla kadınlardan duyacağımız türde cevaplar.
  • Onun her neyse o olduğunu, çok da kafa yormaya gerek olmadığını söyleyen, daha çok erkeklerden duyacağımız cevaplar.
  • ve dahası…

Bir başka görüş ise kabaca şöyle diyor:

Zihnimizin psikolojik fonksiyonlarını tamamen biyolojik mekanizmalardan ibaret, biyolojik sistemlerse kimyasal tepkimelerden ibaret ve kimyasal tepkimeler fizik kanunlarından ibaret ele almak mümkün. Ve böylece en nihayetinde sevgiyi fizik yasalarına indirgeyebiliriz.
Elbette insan ruhunun yasaları da dahil olmak üzere evrendeki her şey fizik yasalarına tabidir. Bu temel varsayımdan yola çıkan bir görüş aşkın kütlenin kütleyi çekmesinin zihinsel/ruhsal bir yansıması olduğunu söylüyor. Aşk/sevgi: kütleyi çeken kütle. Onu böyle görmek hoşuma gidiyor; basit, kapsayıcı, güçlü ve hatta karşı konulamaz. Ama yine de bu bize çok şey anlatmıyor. İndirgedikçe işler sıradanlaşacak diye beklesek de kesinlikle sıradan, kesinlikle kolayca anlaşılabilir değil.
Diğer taraftan anlaşılamıyor diye anlamsız da değil.

Bu konuda abartılı, dayanaksız ve romantik önermeleri mümkün olduğunca görmezden gelerek sevgi olgusunu bilimsel temeller üzerinde çok yönlü olarak ele alıp onu anlamaya çalışacağız.

Aşk psikolojisine dair bilimsel ve metodolojik sorunlar

Psikoloji biliminin aşka dair neler söylediği konusuna geçmeden önce şunu belirtmekte fayda var: her ne kadar bu konuda pek çok girişim olmuş olsa da aşkın ne olduğu bilimin ve yine bir bilim olan psikolojinin konusu değildir.  Bu aşka has bir durum da değil, basitçe ifade etmek gerekirse bir şeylerin ne olduğunu söylemek bilimin işi değildir. Bilimsel olarak “aşk nedir?” sorusu “tanrı nedir” sorusundan yapı itibari ile farksızdır. Doğal olarak bu sorulara verilebilecek net yanıtlar yoktur. Bilimsel kavramlar bilimsel metodoloji içerisinde tanımlanır ve bu net tanımlar üzerinden değerlendirilirler. Aşk, zeka, kişilik, iyilik, ahlak gibi kavramların tam olarak ne olduklarını bilmediğimize göre ne olduğunu bilmediğimiz bu tür kavramları baz alarak sağlıklı bilimsel çalışmalar gerçekleştiremeyiz. Yine de aşk ve sevgiye dair hemen her şey psikolojinin bir şekilde çalışma alanına girmektedir ve tüm zorluklara rağmen bu alanda pek çok bilimsel araştırma yapılmıştır. Kısacası bu yazı dizisine “Aşkın Psikolojisi” demiş olsam da bu ifade teknik anlamda pek de doğru bir ifade değil. Ne var ki şu an okumakta olduğunuz -her ne kadar bilimsel çalışmalara mümkün olduğunca fazla sırtımızı versek de- bilimsel bir mecmua olmadığından, bu dizide nelerden bahsedeceğimi ifade etmenin en kestirme ve açık yolu bu olduğu için bu ifadeyi kullanmakta bir sakınca görmedim.

Söz konusu zorluklara ilişkin olarak konuyu bilimsel zemine çekebilmek adına bilim insanları tarafından yapılmış bir çok teşebbüs olmakla beraber çoğu araştırmacı kendi sınıflandırmasını ve tanımlamasını yaptığından aşka dair genel geçer tanımlamalar bulunmuyor. Biz genel olarak kafa karışıklığına mahal vermemek için görece yaygın bir şekilde kabul görmüş olan Hatfield ve arkadaşlarının arkadaşça aşk ve tutkulu aşk tanımlarını kabul edeceğiz.

Söz konusu zorluklara ilişkin olarak konuyu bilimsel zemine çekebilmek adına bilim insanları tarafından yapılmış bir çok teşebbüs olmakla beraber çoğu araştırmacı kendi sınıflandırmasını ve tanımlamasını yaptığından aşka dair genel geçer tanımlamalar bulunmuyor. Biz genel olarak kafa karışıklığına mahal vermemek için görece yaygın bir şekilde kabul görmüş olan Hatfield ve arkadaşlarının arkadaşça aşk ve tutkulu aşk tanımlarını kabul edeceğiz.

Hatfield ve Arkadaşlarının Aşk Sınıflandırması

Arkadaşça Aşk

Bilişsel Kişiler sırlarını anlatmaya, kendilerini açmaya aynı şekilde partnerlerinin sırlarını, problemlerini dinlemeye isteklidir. Birbirlerinin geçmişlerini, değerlerini, güçlü ve zayıf yanlarını, umut ve korkularını paylaşırlar.
Duygusal Partnerlerini başka insanlara göre daha fazla sevdiklerini hissederler. 
Davranışsal Tutkulu aşkta partnerler bir arada bulunmak isterken arkadaşça aşkta çoğunlukla yakın mesafede/bir aradadırlar, birbirlerine dokunmaktan hoşlanırlar.

Tutkulu Aşk

Bilişsel
  • Yoğun şekilde partneri düşünmek onunla birlikte olmayı hayal etmek
  • Aşık olunan kişiyi ve/veya ilişkiyi yüceltmek, idealleştirmek
  • Aşık olunan kişiyi tanımak ve onun tarafından tanınmak istemek
  • Vb. ilişkili diğer maddeler
Duygusal
  • Başta cinsel çekim olmak üzere partnere karşı güçlü bir çekim hissetmek
  • İşler(ilişki ya da ilişki olasılığı)  yolunda gittiği zaman mutluluk duymak, sevinmek
  • İlişki ya da potansiyel ilişkiye dair bir şeyler yolunda gitmediği zaman üzüntü duymak, kederlenmek
  • Sürekli ve tam bir birliktelik arzusu duymak
  • vb. diğer duygusal değişikliklere dair maddeler
Davranışsal
  • Aşık olunan kişiyi yoğun şekilde incelemek
  • Söz konusu kişinin duygularını saptamaya yönelik davranışlar sergilemek
  • Diğer kişiye yardım etmeye çalışmak
  • gibi maddeler

Aşk ve sevgiden bahsederken kastedilen şeyler sıklıkla bir birinden farklı olsa da biz bu yazı dizisi boyunca romantik bağlamda sevgiden ve aşktan bahsederken yaklaşık olarak Hatfield ve arkadaşlarının arkadaşça aşk ve tutkulu aşk ile ifade ettiği olguları kastediyor olacağız.

Eğer içinde bulunduğunuz durumu değerlendirmekte zorluk yaşıyorsanız, fazla kafa karışıklığı yaşamamak adına üstteki tablodaki özelliklere göre mevcut durumunuzu değerlendirebilirsiniz. Hatfield ve Sprecher bir de birlikte olma arzusunun bilişsel, duygusal ve davranışsal bileşenlerini ölçen tutkulu aşk (The Passionate Love Scale: PLS)  ölçeği geliştirdiler, bu ölçeğe burada yer veremiyoruz ancak göz atmak isteyenler fazla zorlanmadan bulabilirler..

AŞK PSİKOLOJİSİ DİZİSİNDEKİ YAZILAR

AŞK; olmazsa olmaz mı?

Bu yazıda aşkın/sevginin bir ihtiyaç olup olmadığını tartışıyor ve bu duyguların hayatımızdaki yerini irdeliyoruz. Bu yazıda cevap aradığımız bazı sorular şu şekilde:

  • Sevgi bir hayatta kalma mekanizması mı?
  • Çocuk için sevgi neden çok önemli?
  • Sevgi çocuksu bir ihtiyaç mı?
  • Sevgi olmadan olmaz mı?
  • Aşk hayatın anlamı olabilir mi?

AŞK; esaret mi, özgürlük mü?

Bu yazıda aşkın özgürlük ile ilişkisini kavramaya çalışıyor ve bu konuda öne sürülmüş değişik fikirleri tartışıyorum.

  • Özgürlük ve yalnızlık ikilemi
  • Özgürleşme süreci
  • İlişkide bütünün parçaları olmak
  • Sevgi ve esaret
  • Sevgi ve özgürlük

AŞK; hesapsız mı olmalı?

Aşkta nasıl hesap yapıyoruz, aşk hesapsız olabilir mi bu yazıda göz atıyoruz.

  • Hesapsız sevmek mümkün mü?
  • İlişkide yapılan duygusal hesaplar
  • Değerimizi, ederimizi anlamak
1811

AŞK; kendimizi mi kandırıyoruz?

Bu yazıda aşkın bir yanılsama olup olmadığını tartışıyor ve konuyu farklı yönlerden ele alıyoruz.

  • Aşk bir yanılsama mı?
  • Aşk kimyasal dengesizlik mi?
  • Aşk hastalık mı?
  • Aşk bir oyun mu?

AŞK; diğer adı cinsellik mi?

Bu yazıda aşkın yüceltilmiş cinsellik olup olmadığını tartışıyor ve aşk ile cinselliğin ilişkisini irdeliyoruz.

  • Aşk ve cinsellik arasındaki ilişki
  • Aşksız cinsellik
  • Cinsellik içermeyen masum aşk
  • Sevginin kategorize edilişi
pexels-photo-220053

AŞK; kim, kiminle, ne zaman, nerede?

Bu yazıda kişiler arası romantik çekimi doğuran ve partner seçimini etkileyen temel parametrelere göz atıyoruz.

  • Ebeveyn Benzerliği
  • Benzerlik ve Zıtlık Etkisi
  • Sosyal Statü
  • Yaş Tercihleri
  • Fiziksel Özellikler
  • Potansiyel Çocuklar
  • Kritik Dönemler
  • Mesafeler

AŞK: nedir, nasıl olmalıdır?

Sonuç olarak aşk nedir? İdeal aşk nasıl olmalı? Serinin son yazısında tartışıyoruz.

  • Aşk nedir?
  • Aşk ve sevgi ayırımı
  • Sevginin türlerini sınıflandırmaya yönelik girişimler
  • İdeal aşk var mı?
  • Sevgi spontane mi olmalı?
  • Sevmeyi öğrenmek

Kitap Tanıtımı

Yorum Bırak:

Mail adresiniz yayınlanmayacak.

Sliding Sidebar